Ziyaretçi Defteri
Bir Mesaj Yaz
inanin cok cok süpersiniz tesekkür ederiz...
28
Mesaj Yazıldı
maveranur
Salı, 15 Mayıs 2012 07:25 | istanbul
Allah’a ve kıyamete inanan, komşusuna iyilik etsin!) [Buhari](Evinizde pişen yemekten, komşunuzun hakkını verin.) [Şir’a](Komşusu aç iken tok yatan, [gerçek] mümin değildir.) [Buhari](Komşuya da, ***-babaya hürmet eder gibi hürmet etmek gerekir.) [Şir’a](Güzel komşuluk et ki, hakiki mümin olasın.) [Tirmizi](Komşunun miras hakkı gibi hakkı vardır, o da komşuluk hakkıdır. Eğer müslüman ise sende iki hakkı vardır: Biri komşuluk hakkı, biri de Müslümanlık hakkı.) [İslam Ahlakı](Komşu üç türlüdür: Bir hakkı olan, iki hakkı olan üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan, akraba olmayan gayri müslim komşudur. İki hakkı olan komşu, Müslüman olan komşudur ki, onun hem Müslümanlık, hem de komşuluk hakkı vardır. Üçüncü hakkı olan komşu ise, akraba olan Müslüman komşudur. Bunun hem Müslümanlık, hem akrabalık, hem de komşuluk hakkı vardır.) [Ebu Nuaym](Komşusunu üzen, beni üzmüş olur. Bana eziyet eden Allah’a eziyet etmiş olur. Komşusu ile dövüşen, benimle dövüşmüş olur. Benimle dövüşen Allah ile dövüşmüş olur.) [Ebu Nuaym](Namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren, fakat dili ile komşularını inciten nice kimseler vardır ki, gidecekleri yer Cehennemdir.) [Hakim]Komşuya emr-i maruf yapmamak önemli bir kul hakkıdır. Mesela, alkollü içkilerin, açık gezmenin haram olduğunu, güler yüz ve tatlı dil ile komşularına anlatmalı. Komşularının günah işlediklerini görüp de, bana ne diyerek evine çekilen, uygun bir şekilde onlara nasihat etmeyen ve kendileri ile görüşmeyen, onların Cehennemden kurtulması için yardım etmeyen mesul olacaktır. Komşuları böyle bir kimseyi, kıyamette Allahü teâlâya şikayet edeceklerdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Nice kimse, kıyamette komşusunun yakasına yapışıp "Ya Rabbi, buna, niçin kapısını bana kapattığını sor. Niçin elindeki nimetlerden bana da vermedi" diyecektir.) [İsfehani](Komşun yardım isterse yardım et. Borç isterse ver. Fakir ise gözet. Hastalanırsa ziyaret et. İyi şeylerini tebrik et, felaketlerinde sabır dile. Ölünce cenazesine git.) [Harâiti]Kötü komşuMüslüman, komşunun sıkıntılarına da katlanır. Ona zararı dokunmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki
Komşusu kötülüğünden emin olmayan kimse, [kâmil] mümin değildir.) [Buhari](Allah’a ve ahirete inanan, komşusunu incitmesin!) [Buhari](Allah ve Resulünü seven, bunların da kendisini sevmesini isteyen, konuşunca doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusu ile iyi geçinsin!) [Beyheki](Komşusu, şerrinden emin olmayan kimse, iman etmemiştir.) [Bezzar](Kötü komşu, gördüğü iyiliği gizler, kötülüğü de yayar.) [Taberani](Komşunun köpeğini döven, sahibini incitmiş olur.) [İ. Gazali](Sıkıntıya düşen komşusuna yardım edene, sıkıntısını giderene, kıyamette en kıymetli elbiseler giydirilir.) [Şir’a](Komşu hakkı dört taraftan kırk evdir.) [İ.Hibban](Kendisinin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak isteyen kimse, salih komşularının kendisi hakkında ne dediklerini öğrensin! "iyi" diyorlarsa, Allah indinde iyi olduğunu anlasın!) [İbni Mace]Evet, salih komşularımız, bize iyi birisi diyorlar mı?Her müslümanın, bilhassa yeni evlilerin, haramlardan sakınan, ibadet yapan salih müslümanlar arasında ev araması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ev satın almadan önce, komşuların nasıl olduklarını araştırın! Yola çıkmadan önce, yol arkadaşınızı seçin!) [Şir’a]İyi komşuİyi insan, sadece komşularına ve diğer insanlara zarar vermeyen değil, onlardan gelecek zararlara ve sıkıntılara da katlanandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki
Malına veya çoluk çocuğuna zarar verir korkusuyla komşusuna kapısını kapatan, onunla görüşmeyi kesen, [hakiki] mümin değildir.) [Harâiti](İnsanların içinde yaşayıp da, onlardan gelen sıkıntılara sabreden mümin, kenara çekilip onlardan gelecek sıkıntılara sabretmek sevabından mahrum kalan müminden daha iyidir.) [Tirmizi, İ. Mace, İ. Ahmed, Beyheki](Allah indinde komşuların iyisi komşularına faydalı olandır.) [Hakim](Cebrail aleyhisselam, komşu hakkının öneminden o kadar bahsetti ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.) [Buhari]Bir kimse, komşusundan ne bekliyorsa, komşusuna da aynı şeyleri yapmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allah’a yemin ederim ki, bir kimse, kendisi için sevdiği şeyi, komşusu veya arkadaşı için sevmedikçe iman etmiş olmaz.) [Müslim]İyi komşu bir nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Şunlar Müslüman için saadettir: Saliha hanım, iyi komşu, geniş ev ve uygun binek.) [Hakim](Bir salih müslümanın hürmetine, komşulara gelecek yüzlerce bela önlenir.) [Taberani](İki kişi, ölen komşusu için, “Biz bunu iyi biliyoruz” derse, o kul öyle olmasa da, Allahü teâlâ meleklere buyurur ki: İki komşunun şahitliğini kabul edin ve ölenin ilmimdeki durumuna bakmayın!) [İ.Neccar](İyi komşuluk, ülkeleri mamur eder ve ömrü uzatır.) [İ. Ahmed](İyi komşu, komşusunu Cennete sokar.) [Deylemi]Komşuyu üzmekten sakınmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki
Komşusuna eziyet eden, bana eziyet etmiş olur.) [Ebuşşeyh](Komşusuna eza edeni Allahü teâlâ sevmez.) [Deylemi](Komşusu şerrinden emin olmayan, [gerçek] mümin olamaz.) [Buhari](Kötü komşuya kıyamette Allahü teâlâ rahmetle nazar etmez.) [Deylemi](Allahü teâlâ komşusunun kötülüğüne, ölene kadar sabreden kişiyi sever.) [Hatib](Eza eden komşuya sabredeni Allah sever.) [Hakim](Allah ve Resulünün sizi sevmesi için, emanete riayet edin, doğru konuşun, komşunuzu üzmeyin ve ona iyi muamele edin.) [Taberani]
Komşusu kötülüğünden emin olmayan kimse, [kâmil] mümin değildir.) [Buhari](Allah’a ve ahirete inanan, komşusunu incitmesin!) [Buhari](Allah ve Resulünü seven, bunların da kendisini sevmesini isteyen, konuşunca doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusu ile iyi geçinsin!) [Beyheki](Komşusu, şerrinden emin olmayan kimse, iman etmemiştir.) [Bezzar](Kötü komşu, gördüğü iyiliği gizler, kötülüğü de yayar.) [Taberani](Komşunun köpeğini döven, sahibini incitmiş olur.) [İ. Gazali](Sıkıntıya düşen komşusuna yardım edene, sıkıntısını giderene, kıyamette en kıymetli elbiseler giydirilir.) [Şir’a](Komşu hakkı dört taraftan kırk evdir.) [İ.Hibban](Kendisinin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak isteyen kimse, salih komşularının kendisi hakkında ne dediklerini öğrensin! "iyi" diyorlarsa, Allah indinde iyi olduğunu anlasın!) [İbni Mace]Evet, salih komşularımız, bize iyi birisi diyorlar mı?Her müslümanın, bilhassa yeni evlilerin, haramlardan sakınan, ibadet yapan salih müslümanlar arasında ev araması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ev satın almadan önce, komşuların nasıl olduklarını araştırın! Yola çıkmadan önce, yol arkadaşınızı seçin!) [Şir’a]İyi komşuİyi insan, sadece komşularına ve diğer insanlara zarar vermeyen değil, onlardan gelecek zararlara ve sıkıntılara da katlanandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki
Malına veya çoluk çocuğuna zarar verir korkusuyla komşusuna kapısını kapatan, onunla görüşmeyi kesen, [hakiki] mümin değildir.) [Harâiti](İnsanların içinde yaşayıp da, onlardan gelen sıkıntılara sabreden mümin, kenara çekilip onlardan gelecek sıkıntılara sabretmek sevabından mahrum kalan müminden daha iyidir.) [Tirmizi, İ. Mace, İ. Ahmed, Beyheki](Allah indinde komşuların iyisi komşularına faydalı olandır.) [Hakim](Cebrail aleyhisselam, komşu hakkının öneminden o kadar bahsetti ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.) [Buhari]Bir kimse, komşusundan ne bekliyorsa, komşusuna da aynı şeyleri yapmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allah’a yemin ederim ki, bir kimse, kendisi için sevdiği şeyi, komşusu veya arkadaşı için sevmedikçe iman etmiş olmaz.) [Müslim]İyi komşu bir nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Şunlar Müslüman için saadettir: Saliha hanım, iyi komşu, geniş ev ve uygun binek.) [Hakim](Bir salih müslümanın hürmetine, komşulara gelecek yüzlerce bela önlenir.) [Taberani](İki kişi, ölen komşusu için, “Biz bunu iyi biliyoruz” derse, o kul öyle olmasa da, Allahü teâlâ meleklere buyurur ki: İki komşunun şahitliğini kabul edin ve ölenin ilmimdeki durumuna bakmayın!) [İ.Neccar](İyi komşuluk, ülkeleri mamur eder ve ömrü uzatır.) [İ. Ahmed](İyi komşu, komşusunu Cennete sokar.) [Deylemi]Komşuyu üzmekten sakınmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki
Komşusuna eziyet eden, bana eziyet etmiş olur.) [Ebuşşeyh](Komşusuna eza edeni Allahü teâlâ sevmez.) [Deylemi](Komşusu şerrinden emin olmayan, [gerçek] mümin olamaz.) [Buhari](Kötü komşuya kıyamette Allahü teâlâ rahmetle nazar etmez.) [Deylemi](Allahü teâlâ komşusunun kötülüğüne, ölene kadar sabreden kişiyi sever.) [Hatib](Eza eden komşuya sabredeni Allah sever.) [Hakim](Allah ve Resulünün sizi sevmesi için, emanete riayet edin, doğru konuşun, komşunuzu üzmeyin ve ona iyi muamele edin.) [Taberani]
maveranur
Pazartesi, 14 Mayıs 2012 17:48 | istanbul
(Allahü teâlâ, bazılarına çok nimet vermiştir. Bunları, herkese faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri dağıtırlarsa, azalmaz, dağıtmazlarsa bunlardan alıp, başkalarına verir.)
[Taberani]
[Taberani]
maveranur
Cumartesi, 12 Mayıs 2012 18:28 | istanbul
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivatet edilen bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.)şöyle buyurdu:
''Kim Receb ayının yirmi yedinci gününde oruç tutarsa ,altmış ay oruç tutmuş gibi ecir alır.Cebrail (a.s)'in,bana vahiy getirdiği ilk gece, o gecedir.''
''Dikkat edin , Receb ayı Allah'ın en değerli bir ayıdır. Kim o aydan
1 Günü, inanarak ve karşılığını ancak Allah'tan bekleyerek oruç tutarsa ,Allah'ın en büyük rızasına hak kazanır.
2 Gün oruç tutarsa,gök ve yer ehlinden hiç kimse ,onun Allah katındaki keramet ve sevabını anlatamaz.
3 Gün oruç tutarsa,Allah onunla cehennem arasında yetmiş senede aşabilen bir mesafeyi engel yapar.
4 Gün oruç tutarsa , nice bela ve hastalıklarda kurtulur.''
Ashabtan birisi sevgili peygamber (s.a.v)' den şefaat istedi.Sevgili peygamber (s.a.v.), de ona :
''Böyle tembelce şefaat isteyeceğinize ,Receb ayında oruç tutunuz'' buyurdu.
''Nasıl tutalım, ey Allah'ın Resulü?''
''Şayet Receb ayında 5 gün , Şa'ban ayında 10 gün oruç utarsanız,Ramazan-ı Şerif'in ortasına geldiğiniz vakit ,Allahü Teala üzerinizde hiçbir günah bırakmaz.''
''Kim Receb ayının yirmi yedinci gününde oruç tutarsa ,altmış ay oruç tutmuş gibi ecir alır.Cebrail (a.s)'in,bana vahiy getirdiği ilk gece, o gecedir.''
''Dikkat edin , Receb ayı Allah'ın en değerli bir ayıdır. Kim o aydan
1 Günü, inanarak ve karşılığını ancak Allah'tan bekleyerek oruç tutarsa ,Allah'ın en büyük rızasına hak kazanır.
2 Gün oruç tutarsa,gök ve yer ehlinden hiç kimse ,onun Allah katındaki keramet ve sevabını anlatamaz.
3 Gün oruç tutarsa,Allah onunla cehennem arasında yetmiş senede aşabilen bir mesafeyi engel yapar.
4 Gün oruç tutarsa , nice bela ve hastalıklarda kurtulur.''
Ashabtan birisi sevgili peygamber (s.a.v)' den şefaat istedi.Sevgili peygamber (s.a.v.), de ona :
''Böyle tembelce şefaat isteyeceğinize ,Receb ayında oruç tutunuz'' buyurdu.
''Nasıl tutalım, ey Allah'ın Resulü?''
''Şayet Receb ayında 5 gün , Şa'ban ayında 10 gün oruç utarsanız,Ramazan-ı Şerif'in ortasına geldiğiniz vakit ,Allahü Teala üzerinizde hiçbir günah bırakmaz.''
zeynep güven
Perşembe, 26 Nisan 2012 10:21 | istanbul
Gülücük müüüü ? Sahiden getirebilir misiniz Gülücük'ü ? Bizim bütün aile hastasıydı o programın. Nerede sahi o programı hazırlayanlar ? Çok iyi olur vallaaaaaaa
nurdan
Çarşamba, 25 Nisan 2012 12:22 | üsküdar istanbul
Çocuk programınız olmalı. Bir aralar Gülücük diye bir program vardı. Onun gibi bir şey ama... Hem eğlenceli, hem neşeli, heöm öğreten hem bizden bir program. Çok mu zordur Gülücvük2ü radyonuza getirmek
lütfeeen
lütfeeen
hali günevi
Pazar, 25 Mart 2012 21:14 | almanya dortmunt
inanin cok cok süpersiniz tesekkür ederiz...
Sümeyra İNAN
Cuma, 09 Mart 2012 01:02 | Ankara
Selamun Aleykum ben de Ayşe betül hanım gibi Esenlik saati programında tevafuken az bir bölümünü dinlemiş olmama rağmen büyük istifade ettim ve hocamın yayın akışı ile ilgilenenlere duyurusunu işittim eğer ilgilenirseniz çok mutlu olacağım. Allah işlerinize kolaylık ve hayır nasip etsin İNŞAALLAH
ayşe betül
Salı, 06 Mart 2012 22:42 | istanbul/ EYÜP
Degerli Seyr fm yetkililerine duyuru: Cuma gecesi yayınladıgınız 'ESENLİK SAATi' isimli programı bir kere dinledim ve çok faydalandım.Özellikle gece ibadeti ve gece okumalarıyla ilgili Ayeti kerimelerle bir arada yapılan okumalar muhteşemdi.Acaba arşivden dinleme imkanı olurmu? Yada daha erken saatte yayınlanabilir mi? saati çok geç ama bu ilim deryasından mahrum kalmak istemiyorum.İNŞAALLAH ilgilenirsiniz. şimdiden teşekkürler.
maveranur
Salı, 06 Mart 2012 10:16 | istanbul
PEYGAMBER EFENDİMİZİN ALEYHİSSELATÜ VESSELAMIN SÜNNETLERİ...
1- Pazarlık yapmak.
2- Alçak gönüllü olmak.
3- Latife yapmak ve kahkaha ile gülmemek.
4- Sevdiği birisine, onu sevdiğini söylemek.
5- Çocukların başını okşamak.
6- Namazı vaktinde kılmak.
7- Sohbet etmek.
8- Affetmek.
9- Sessiz ağlamak.
10- Eve girerken, ev boşta olsa selam vermek.
11- Sürme çekmek.
12- Kıyafeti çıkarınca katlamak.
13- Güzel koku sürmek.
14- Çalışmak.
15- Yapılan iyiliğe karşılık teşekkür etmek.
16- Yemeklerin ağzını kapalı tutmak.
17- Yünlü güzel elbiseler giymek.
18- Çok uzun giyinmemek.
19- Çatlak bardaktan su içmemek.
20- Heybetli görünmek.
21- Beyaz ve yeşil elbise giymek.
22- Kabak yemeği yemek.
23- Ölümü hatırlamak.
24- Yeri gelince konuşmak.
25- Süt içmek.
26- Yoldaki engeli kaldırmak ve ayağa takılabilecek şeyleri kenara koymak.
27- Sofradan doymadan kalkmak.
28- Düzenli olmak.
29- Ezanı dinlemek.
30- Yemeği, iki öğün yemek.
31- Yemeğe tuzla başlamak.
32- Yemekten sonra ve su içtikten
sonra elhamdülillah demek.
33-Yemeğin ortasında dua etmek
34- Yemeğe besmele ile başlamak.
35- Sofraya oturmadan ellerini yıkamak.
36-Sofraya büyüklerden önce oturmamak.
37-Sofraya iyice acıkmadan oturmayıp, doymadan kalkmak.
38- Önünde artık bırakmamak ve yemek tabağının dibini sıyırmak.
38- Sofraya dökülen kırıntıları sağ elin işaret parmağı ile yemek.
40- Sofrada yeşillik ve sirke bulundurmak.
41- Yemekten sonra tatlı yemek.
42- Yemeği yavaş yavaş yemek.
43- Yemeği yerde oturarak yemek.
44- Ekmeği elle bölmek.
45- Mideyi 1/3 su. 1/3 yemek. 1/3 hava ile doldurmak.
46- Yemekte güzel şeyleden konuşmak.
47- Yemek yerken, kendi önünden yemek ve başkalarının yediğine bakmamak.
48- Sıcak yemeği üflemeden yemek.
49- Paylaşırken çok olanı diğerine vermek.
50- Kötülüğe karşı, iyilik ile mukabele etmek.
51- Ezan okunurken hiçbir şey yapmadan oturmak ve ezanı tekrar etmek.
52- Her işe besmele ile başlamak.
53- Cuma günü tırnak kesmek.
54- Her cuma sadaka vermek.
55- Suyu, oturarak üç yudumda, sağ eliyle içmek.
56- Orucu, su, tuz, zeytin ve hurmadan herhangi birisiyle ile açmak
57- Yatarken, Felak-Nas surelerini okuyup, avucuna üfleyip, elleri yetiştiği yerlere kadar bütün vücuduna sürmek.
58- Yastıksız yatmamak.
59-Yatarken, sağ yanı üzere, sağ eli sağ yanağı altında, dizler karnına doğru bükük ve sol el bacakları arasında yatmak.
60- Misafirliğe giderken tatlı götürmek.
61- Her şeyi giyerken sağdan giymek, çıkarırken soldan çıkarmak.
62- Kırk gün hiç ara atlatmadan aç karnına siyah kuru üzüm yemek.
63- Evden her çıkarken taze abdest almak.
64- Tuvalete ve banyo gibi yerlere sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmak.
65- Cami, medreselere ve ev gibi yerlere sağ ayakla girip, sol ayakla çıkmak.
66- Banyo ve tuvalete tükürmemek.
67- Tuvaletten çıkınca elleri yıkamak.
68- Hasta ve yaşlıları ziyaret etmek.
69- Meyvenin çekirdeğini sol elle çıkarmak.
70- Yüzme öğrenmek ve ok atmayı bilmek.
71- İnsanları yüzüne karşı övmemek.
72- Sabah kalkınca üç kere burnunu sümkürmek.
73- Cuma günleri beyaz elbise giymek.
74- Ayakkabıları düzüne çevirip de giymek.
75- Topluluk içinde gizli konuşmamak.
76- Mezar taşlarının yazılarını okumamak.
77- Misafire hoşaf suyu ikram etmek.
78- Bineğe binice"3 kere elhamdülillah, 3 kere allahu ekber, 1 kerede la ilahe illallah"demek.
79- Kapıya gelene bir şey vermek, boş çevirmemek.
80- Hergün 100 tane estağfirullah demek. (yani tövbe etmek)
81- Öğle uykusu uyumak. (kaylüle yapmak)
82- Gülsuyu kullanmak.
83- Güler yüzlü olmak, kusurları af ile karşılamak,
84- Sıla-i rahîm yapmak. (akraba ziyareti)
85- Sözünde durmak.
86- Konuşurken gözbebeğinin içine bakarak konuşmak.
87- İyiliği en çok emretmek, kötülükten nahyetmek.
88- Selâm vermek ve yemeği iki öğün yemek.
89- Tane tane konuşmak, anlaşılmayan şeyi 3 kere tekrarlamak.
90- Her gece göze sürme çekmek.
91- Misvak kullanmak.
92- Kötülük yapana iyilikle muamele etmek.
93- Gusülden sonra iki rekat namaz kılmak.
94- Tuvalete girerken ve çıkarken dua etmek.
95- Tesbihat yapmak.
96- Saçı taramak.
97- Dizleri üzerine oturmak.
98- Bağdaş kurarak oturmak.
99- Sağ elle alıp sağ elle vermek.
100- Misafir ağırlamak.
1- Pazarlık yapmak.
2- Alçak gönüllü olmak.
3- Latife yapmak ve kahkaha ile gülmemek.
4- Sevdiği birisine, onu sevdiğini söylemek.
5- Çocukların başını okşamak.
6- Namazı vaktinde kılmak.
7- Sohbet etmek.
8- Affetmek.
9- Sessiz ağlamak.
10- Eve girerken, ev boşta olsa selam vermek.
11- Sürme çekmek.
12- Kıyafeti çıkarınca katlamak.
13- Güzel koku sürmek.
14- Çalışmak.
15- Yapılan iyiliğe karşılık teşekkür etmek.
16- Yemeklerin ağzını kapalı tutmak.
17- Yünlü güzel elbiseler giymek.
18- Çok uzun giyinmemek.
19- Çatlak bardaktan su içmemek.
20- Heybetli görünmek.
21- Beyaz ve yeşil elbise giymek.
22- Kabak yemeği yemek.
23- Ölümü hatırlamak.
24- Yeri gelince konuşmak.
25- Süt içmek.
26- Yoldaki engeli kaldırmak ve ayağa takılabilecek şeyleri kenara koymak.
27- Sofradan doymadan kalkmak.
28- Düzenli olmak.
29- Ezanı dinlemek.
30- Yemeği, iki öğün yemek.
31- Yemeğe tuzla başlamak.
32- Yemekten sonra ve su içtikten
sonra elhamdülillah demek.
33-Yemeğin ortasında dua etmek
34- Yemeğe besmele ile başlamak.
35- Sofraya oturmadan ellerini yıkamak.
36-Sofraya büyüklerden önce oturmamak.
37-Sofraya iyice acıkmadan oturmayıp, doymadan kalkmak.
38- Önünde artık bırakmamak ve yemek tabağının dibini sıyırmak.
38- Sofraya dökülen kırıntıları sağ elin işaret parmağı ile yemek.
40- Sofrada yeşillik ve sirke bulundurmak.
41- Yemekten sonra tatlı yemek.
42- Yemeği yavaş yavaş yemek.
43- Yemeği yerde oturarak yemek.
44- Ekmeği elle bölmek.
45- Mideyi 1/3 su. 1/3 yemek. 1/3 hava ile doldurmak.
46- Yemekte güzel şeyleden konuşmak.
47- Yemek yerken, kendi önünden yemek ve başkalarının yediğine bakmamak.
48- Sıcak yemeği üflemeden yemek.
49- Paylaşırken çok olanı diğerine vermek.
50- Kötülüğe karşı, iyilik ile mukabele etmek.
51- Ezan okunurken hiçbir şey yapmadan oturmak ve ezanı tekrar etmek.
52- Her işe besmele ile başlamak.
53- Cuma günü tırnak kesmek.
54- Her cuma sadaka vermek.
55- Suyu, oturarak üç yudumda, sağ eliyle içmek.
56- Orucu, su, tuz, zeytin ve hurmadan herhangi birisiyle ile açmak
57- Yatarken, Felak-Nas surelerini okuyup, avucuna üfleyip, elleri yetiştiği yerlere kadar bütün vücuduna sürmek.
58- Yastıksız yatmamak.
59-Yatarken, sağ yanı üzere, sağ eli sağ yanağı altında, dizler karnına doğru bükük ve sol el bacakları arasında yatmak.
60- Misafirliğe giderken tatlı götürmek.
61- Her şeyi giyerken sağdan giymek, çıkarırken soldan çıkarmak.
62- Kırk gün hiç ara atlatmadan aç karnına siyah kuru üzüm yemek.
63- Evden her çıkarken taze abdest almak.
64- Tuvalete ve banyo gibi yerlere sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmak.
65- Cami, medreselere ve ev gibi yerlere sağ ayakla girip, sol ayakla çıkmak.
66- Banyo ve tuvalete tükürmemek.
67- Tuvaletten çıkınca elleri yıkamak.
68- Hasta ve yaşlıları ziyaret etmek.
69- Meyvenin çekirdeğini sol elle çıkarmak.
70- Yüzme öğrenmek ve ok atmayı bilmek.
71- İnsanları yüzüne karşı övmemek.
72- Sabah kalkınca üç kere burnunu sümkürmek.
73- Cuma günleri beyaz elbise giymek.
74- Ayakkabıları düzüne çevirip de giymek.
75- Topluluk içinde gizli konuşmamak.
76- Mezar taşlarının yazılarını okumamak.
77- Misafire hoşaf suyu ikram etmek.
78- Bineğe binice"3 kere elhamdülillah, 3 kere allahu ekber, 1 kerede la ilahe illallah"demek.
79- Kapıya gelene bir şey vermek, boş çevirmemek.
80- Hergün 100 tane estağfirullah demek. (yani tövbe etmek)
81- Öğle uykusu uyumak. (kaylüle yapmak)
82- Gülsuyu kullanmak.
83- Güler yüzlü olmak, kusurları af ile karşılamak,
84- Sıla-i rahîm yapmak. (akraba ziyareti)
85- Sözünde durmak.
86- Konuşurken gözbebeğinin içine bakarak konuşmak.
87- İyiliği en çok emretmek, kötülükten nahyetmek.
88- Selâm vermek ve yemeği iki öğün yemek.
89- Tane tane konuşmak, anlaşılmayan şeyi 3 kere tekrarlamak.
90- Her gece göze sürme çekmek.
91- Misvak kullanmak.
92- Kötülük yapana iyilikle muamele etmek.
93- Gusülden sonra iki rekat namaz kılmak.
94- Tuvalete girerken ve çıkarken dua etmek.
95- Tesbihat yapmak.
96- Saçı taramak.
97- Dizleri üzerine oturmak.
98- Bağdaş kurarak oturmak.
99- Sağ elle alıp sağ elle vermek.
100- Misafir ağırlamak.
maveranur
Pazartesi, 05 Mart 2012 14:34 | istanbul
Efendimiz'in örnek yetim sevgisi...
Kendisi de bir yetim olan Peygamber Efendimiz, yetim çocuklara sahip çıkıyordu.İşte onlardan birisi: Beşir bin Akra. Hz. Beşir, Uhud savaşında babasını kaybetmişti ama daha sonra öyle bir babaya kavuşmuştu ki, herkes ona imrenmişti...
Peygamberimiz’in yetim çocuklara apayrı bir şefkati vardı. Onlara çok şefkatli davranırdı. Kendisi de yetim olarak büyüdüğü için, yetimliğin ne kadar acı ve zor olduğunu biliyordu. Yetimlere olan merhametinden dolayı, devamlı olarak onları korur, haksızlığa uğradıkları zaman haklarını arardı. Peygamberimiz’in kendi evinden de yetim eksik olmazdı.
Hz. Hatice ile evlendiğinde, Hatice validemizin ölen kocasından Hind isminde bir erkek çocuğu vardı. Peygamberimiz o yetime kendi öz çocuğu gibi bakmış, yetiştirmişti. Yapılan savaşlar sonunda şehit düşen sahabîlerin çocukları yetim kalıyordu. Peygamberimiz bu çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılardı.
Bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı. Peygamberimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıktığında, çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını gördü. Bir duvarın dibinde de perişan kılıklı ve mahzun bir çocuk ağlayıp duruyordu. Dikkatini çekti. Doğru onun yanına vardı. "Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla birlikte niçin oynamıyorsun?"
Çocuk bir yetimdi. Babası Uhud’da şehit olmuştu. Annesi de başka biriyle evlenince çocuk sahipsiz kalmıştı. Resul-i Ekrem Efendimiz çocuğun elinden tuttu. Başını okşadı, gönlünü aldı. Sevindirici bir haber verdi: "Neden ağlıyorsun? Ben baban, Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun, istemez misin? Çocuk sevincinden uçacak gibiydi. Heyecanla, "Nasıl razı olmam, Yâ Resulallah?" diyebildi.
Peygamberimiz çocuğu aldı, evine götürdü. Yedirip içirdi, üstünü başını giydirdi. Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan çocukların arasına karışmak üzere sokağa çıktı. Neden sevinmeyecekti? Babası cennete gitmişti; ama şimdi babasının yerine geçen insan, bütün babaların en hayırlısıydı.
iŞTE ŞiMDi YETiM KALDIM!
Arkadaşları Beşir’in halindeki değişikliği görünce etrafına toplandılar. Merakla sordular: "Sen daha önce ağlayıp duruyordun. Şimdi nasıl oldun da bu hale geldin?" Beşir cevap verdi: "Açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Resulullah babam, Aişe annem oldu."
Bunun üzerine diğer çocuklar Beşir’e gıpta ederek şöyle dediler: "Ne olaydı, keşke bizim de babalarımız Uhud’da şehit olaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olaydık." Peygamberimizin vefatına kadar Beşir bin Akra onun yanında kaldı.
Peygamberimiz ebedî âleme göçtükten sonra Beşir için asıl yetimlik başlamış oldu. Şöyle ağlıyordu: "İşte şimdi yetim kaldım, işte şimdi garip oldum." (A. Şahin’den) Yetimin sadece başını okşamak bile çok büyük bir sevap ve cennet müjdesidir. Efendimiz bu sevabı şöyle ifade buyururlar:
"Kim sırf Allah rızası için şefkatle yetimin başını okşarsa, elinin değdiği saçlar sayısınca ecir ve sevap kazanır. Yanındaki yetime iyilik yapan kimse ile ben şu iki parmak gibi Cennette beraber olacağız." Daha sonra da orta parmağı ile işaret parmağının aralarını açarak gösterdi. Evet annesini, babasını kaybetmiş yetimler bizim de evladımızdır.
Şöyle bir etrafımıza bakalım. Çevremizde böyle çocuklar varsa onlara sahip çıkalım. Az önceki hadisi beraber okuduk. Unutmayın, yetim ve öksüze yardım edenler, cennette Peygamber Efendimiz’le beraber olma şerefine nail olacaklar. Ne mutlu onlara!
Kendisi de bir yetim olan Peygamber Efendimiz, yetim çocuklara sahip çıkıyordu.İşte onlardan birisi: Beşir bin Akra. Hz. Beşir, Uhud savaşında babasını kaybetmişti ama daha sonra öyle bir babaya kavuşmuştu ki, herkes ona imrenmişti...
Peygamberimiz’in yetim çocuklara apayrı bir şefkati vardı. Onlara çok şefkatli davranırdı. Kendisi de yetim olarak büyüdüğü için, yetimliğin ne kadar acı ve zor olduğunu biliyordu. Yetimlere olan merhametinden dolayı, devamlı olarak onları korur, haksızlığa uğradıkları zaman haklarını arardı. Peygamberimiz’in kendi evinden de yetim eksik olmazdı.
Hz. Hatice ile evlendiğinde, Hatice validemizin ölen kocasından Hind isminde bir erkek çocuğu vardı. Peygamberimiz o yetime kendi öz çocuğu gibi bakmış, yetiştirmişti. Yapılan savaşlar sonunda şehit düşen sahabîlerin çocukları yetim kalıyordu. Peygamberimiz bu çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılardı.
Bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı. Peygamberimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıktığında, çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını gördü. Bir duvarın dibinde de perişan kılıklı ve mahzun bir çocuk ağlayıp duruyordu. Dikkatini çekti. Doğru onun yanına vardı. "Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla birlikte niçin oynamıyorsun?"
Çocuk bir yetimdi. Babası Uhud’da şehit olmuştu. Annesi de başka biriyle evlenince çocuk sahipsiz kalmıştı. Resul-i Ekrem Efendimiz çocuğun elinden tuttu. Başını okşadı, gönlünü aldı. Sevindirici bir haber verdi: "Neden ağlıyorsun? Ben baban, Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun, istemez misin? Çocuk sevincinden uçacak gibiydi. Heyecanla, "Nasıl razı olmam, Yâ Resulallah?" diyebildi.
Peygamberimiz çocuğu aldı, evine götürdü. Yedirip içirdi, üstünü başını giydirdi. Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan çocukların arasına karışmak üzere sokağa çıktı. Neden sevinmeyecekti? Babası cennete gitmişti; ama şimdi babasının yerine geçen insan, bütün babaların en hayırlısıydı.
iŞTE ŞiMDi YETiM KALDIM!
Arkadaşları Beşir’in halindeki değişikliği görünce etrafına toplandılar. Merakla sordular: "Sen daha önce ağlayıp duruyordun. Şimdi nasıl oldun da bu hale geldin?" Beşir cevap verdi: "Açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Resulullah babam, Aişe annem oldu."
Bunun üzerine diğer çocuklar Beşir’e gıpta ederek şöyle dediler: "Ne olaydı, keşke bizim de babalarımız Uhud’da şehit olaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olaydık." Peygamberimizin vefatına kadar Beşir bin Akra onun yanında kaldı.
Peygamberimiz ebedî âleme göçtükten sonra Beşir için asıl yetimlik başlamış oldu. Şöyle ağlıyordu: "İşte şimdi yetim kaldım, işte şimdi garip oldum." (A. Şahin’den) Yetimin sadece başını okşamak bile çok büyük bir sevap ve cennet müjdesidir. Efendimiz bu sevabı şöyle ifade buyururlar:
"Kim sırf Allah rızası için şefkatle yetimin başını okşarsa, elinin değdiği saçlar sayısınca ecir ve sevap kazanır. Yanındaki yetime iyilik yapan kimse ile ben şu iki parmak gibi Cennette beraber olacağız." Daha sonra da orta parmağı ile işaret parmağının aralarını açarak gösterdi. Evet annesini, babasını kaybetmiş yetimler bizim de evladımızdır.
Şöyle bir etrafımıza bakalım. Çevremizde böyle çocuklar varsa onlara sahip çıkalım. Az önceki hadisi beraber okuduk. Unutmayın, yetim ve öksüze yardım edenler, cennette Peygamber Efendimiz’le beraber olma şerefine nail olacaklar. Ne mutlu onlara!
28
Mesaj Yazıldı









.png)





